Tuesday, October 05, 2010

Dilek'in hikayesi: Yaz sana gelmiyorsa sen yaza git :) 4. bölüm 09 Mart 2010
Söz verdiğim gibi bir çırpıda tüm işlerimi bitirip yeniden yazmaya başladım şu gezi notlarının kalan kısımlarınıda… hani nerde bravolarım ve alkışlarım :)))

Öncelikle çok hızlı yazdığım ve bir editörüm olmadığı için- şimdilik ;) - yazılarım, yazım hataları ve noktalama eksiklikleri ile dolu biliyorum. Bu bazen anlam bozukluğuna da yol açıyor farkındayım. Ben bile sonradan kendi yazdığımı okuyunca dehşete düşüyprum, ama yine de sizden gelen övgü dolu mailer moralimi düzeltiyor ve yeniden yazma isteği veriyor… çoook teşekkürler…

3. bölümün sonunda aslında hepinizi en çok kıskandıracak kısmı atlamıştım Orhan Veli “olmaz dedi tatilimize damgasını vuran en güzel anlardan biri oydu yazmalısın” :)… tamam ben de ballandıra ballandıra anlatıcam ama kıskanmak yok :)))

Phuketteki son gecemizde aslında planladığımız gibi erken geri dönüp denizin ve plajın son kez tadını gündüz gözüyle çıkaramadığımızdan şu Take Away bardan içkilerimizi alıp hiç değilse son kez ucuz ve güzel mojito’nun caipirinia’nın tadına varalım dedik… hemen yol kenarında kısa bir duraklama yapıyoruz ben caipiriniamı Orhan Veli de mojitosunu alıyor kocaman birer bardak J e diyoruz bunun hakkını vererek içmeliyiz… plaja gidiyoruz J hava muhteşem… phuket ışık kirliliği olmadığı için tüm yıldızları çok yakınınızdaymış gibi görebildiğiniz bir parçası yeryüzünün deniz dingin kocaman bir ay gökyüzünde ve biz birbirimize bakıp e hadi diyoruz ne duruyoruz ay ışığında yıldızlar altında yüzelim :) havlularımızı alıp arabadan hemen plaj moduna geçiyoruz saat gece dokuz civarı olmasına ragmen deniz öyle ılık ve güzel ki… elimizde içki bardaklarımız bir yudum alıp bir kulaç yüzüyoruz…. ben karanlık denizde ayağıma değen her şeyden ürkmeme rağmen kah çığlıklar atıp kah kikirdeyerek, orhan veli de benim bu hallerime bol bol gülerek keyifli bir kaç saat geçiriyoruz… plaj boyunca dolaşanlar biraz imrenerek birazda şaşkın bakıyorlar karanlık denizdeki bize :) tatilimizin en unutulmaz anlarından biri işte bu bir kaç saat oluyor… dinleniyor arınıyor koskoca bir yılın yorgunluğunu Andaman denizinin ılık sularına bir kez daha bırakıyor ve otelimize geri dönüp uyuyoruz. J

Ertesi sabah pazarlıkla 600 baht’a anlaştığımız özel aracımız gelip otelimizden bizi alıyor ve hiç istememize rağmen Phuketten ayrılıyoruz. Bangkok ve Pattaya ile ilgilide çok heyecanlıyız ama ikimizde keşke tüm tatili burda geçirebilseydik diyoruz ayrılırken…

Saat öğlen iki gibi Bangkok’a varıyoruz. Pattaya oldukça popular tatil merkezi okuduğum kadarı ile. Bangkoktan pattayaya gitmek için Otobüs taksi alternatifleri arasında bi seçim yapıyor ve bu tatil şimdiye kadarki en lüks tatilimiz olduğu için yine taksi ile pazarlık yapıp 800 bahta anlaşıyoruz. Otoyoldan iki saat sürecek bir yolculukla pattaya ya varacağız. Şöförümüz komik bi adam. Yeni yıl tatili nedeniyle tüm otoyol geçişleri ücretsiz bu arada, ülkeler kültürler değişsede hükümetlerin halkın gözünü boyama taktikleri değişmiyor sanırım hiç bi yerde :)) şimdiye kadar kullandığımız tüm taksilerde kralın bir resmi ve minik bir Budha heykeli mutlaka oluyor çok gelenekçi ve dindar olmalılar yol boyu Orhanveli ile kıralı korkudan mı yoksa gerçekten mi bu kadar çok sevdiklerini tartışırken orhan veli emniyet kemerimi takmamı istiyor endişeli bi ses tonuyla. Malesef benim tarafımdaki emniyet kemeri çalışmıyor. Canım arkadaşım hem bir mühendisin kıvrak zekası ile hem de seyahat buddy’sine çok düşkün bir arkadaşın inceliği ile bişiler yapıp kemerleri birbirinin içinden geçirip tek kilide takıyor endişesinin nedenini çok konuşup heyecanla anlatmaktan hiç bir zaman çevreyi gözlemlemekte başarılı olamayan ben anlamıyorum. Diyor ki “şöföre bak adam epey zamandır çok huzursuz” ve araba arada tekliyor gibi?? gerçekten doğru . Adamcağız mütemadiyen kıpırdıyor ofluyor falan ben o noktadan sonra endişelenmeye başlıyorum… bi derdi var ama ne?? çişi gelmiştir diyoruz umarım öyledir. :) biraz yol aldıktan sonra bir benzinciye giriyoruz ben rahatlıyorum… meğer araç lpg’liymiş yolda lpg bitmiş benzine geçmiş teklemeler o yüzdenmiş huzursuzluğuda herhalde pahalı benzin ile yol aldığındandır diye düşünüyoruz :) neyse yolun bundan sonrası sakin geçiyor. Şehre vardığımzda hayal kırıklığına uğruyorum yüksek bakımsız binaların pis kalabalık caddelerin olduğu bir şehir… ve hiç burda deniz olabileceği yüzülebileceği ihtimaline inanmıyorum. Kötü bir lağım kokusu var birde şehirde… birden Phuket’i çok ama çok özlüyorum :(. Otelimizi bulmak yaklaşık bir saat kadar sürüyor şöförümüz her durup yol sorduğunda yolu tariff eden farklı bir yeri işaret ediyor bizde dönüp duruyoruz Pattaya caddelerinde bize de kısa bir şehir turu oluyor :). En sonunda otelimize yerleşiyoruz kocaman büyük dört yıldızlı bir otel tatilmizin en pahalı oteli. Hemen odamıza yerleşip mayolarımızı giyip yukarı havuza çıkıyoruz. Orhan veli hiç değilse bir akşam şöyle sarhoş olayım diye dört shot tekilayı havuzun barında içiyor. Yüzüyoruz sanki çok yorulmuşuz gibi dinleniyoruz suda biraz. Güneş bu arada batıyor. Çok acıktığımız için hemen giyip dışarı çıkıyoruz. Pattaya ile ilgili çok çalışmamıştım o nedenle ayaklarımızı bizi nereye götürürse diyoruz. Ve Tatlı seyahat perimiz bize bir süpriz daha yapmaya karar veriyor iyi ki var :) yolumuz küçük sakin bir meydana düşüyor Joe Luis puppet show izleyin yazan bir tabela gözümüze ilişiyor hem yemeğiniz yerken geleneksel Thai kuklalarını izleyin diyor. Orhan Veli ile e bu akşam daha başka iplanımız yok izleyelim deyip yerleşiyoruz bir masaya. Muhteşem menüden muhteşem şeyler seçiyoruz yine. Show başlıyor ve bizi inanılmaz etkiliyor dans müzik ışık anlatılan romantik aşk hikayesi. J gerçek dansçılar geleneksel danslarının yanısıra üç kişinin bir kuklayı idare ettiği kukla gösterisini ben çok seviyorum ilgilenenler için kısa bir link vereyim hemen http://vimeo.com/612686 . çok ama çok eğleniyoruz showu seyrederken hele en sonda güzel prenses ve hanumanın masamıza gelip bizimle şakalaşması görülmeye değerdi… benim romantik kişiliğim hemen onların kukla olduğu arkalarında duran üç taylandlı kuklacının varlığını unutup gereçek bir kişilikmişçesine hemen Hanumana kendimi öptürmekle, onun da sanki gerçekmiş gibi orhanvelinin çektiği fotoğrafa bakmayı istemesiyle olayı iyice eğlenceli hale getirdi. Hele prensen orhanvelinin göbeğine şöyle bir maşallah dercesine vurunca koptuk ikimizde… yemekler muhteşemdi tabaklarımızın ancak yarısını yiyebildik. Burda keşfettiğimiz mai thai adlı mavi kokteylide sürahi ile içip şehrin sokaklarında yürümeye başladık. Başlangıçtaki pattaya izlenimim hala geçerli bu şehri hiç ama hiç sevmedim Seks turizminin en yoğun etkisini burda görmek mümkün hemen hemen köşede bir bar veya striptiz kulup hemen hemen her barda boru dansı yapılıyor. Hatta her Masada bir boru var :) isterseniz siz –ki içimden geçmedi değil ama daha o kadar sarhoş değildim :)- isterseniz sizin için taylandlı kızlar dans ediyor…. Otele çok geç olmadan dönüyoruz çünkü yarın burdaki tek günümüz ve biz daha ne yapacağımıza karar vermedik. O gece uyumadan once ertesi gün yakınlardaki adalardan birine gitmeye karar veriyoruz. Ertesi sabah erkenden uyanıp hemen marinaya gidiyoruz ki bizi adaya götürecek sürat motorumuza binelim şehir gece hayatının sabah erken saatlere kadar sürmesinden dolayı daha uyanmamış. Tekneye biniyor ve adaya doğru yol alıyoruz yaklaşık 20 dk sonra tekne bir kayığın yanında duruyor çünkü ada sahilinde yanaşacak bir iskele yok tekneden geleneksel kayığa transfer oluyoruz dikkatlice ve adadayız… demiştim ya cennet Phuketten sonra hiçbir deniz hiç bir ada bizi memnun edemez… deniz güzel kumsal fena sayılmaz ama oldukça kalabalık. Bir kaç saat vakit geçirip saat üçte geri dönmeye karar veriyoruz şehirde görülecek yerleri gezmek için. Öncelikle büyük budha heykellerinden birini görmek üzere yola çıkıyoruz şehri gören tepelerden lüks otel ve rezidasnların olmayanları park şeklinde düzenlenmiş bunların birinde bulunan küçük bir tapınağa önündeki uzun merdivenlerden çıkmak üzere yürüyoruz parkın içinden aaa o da ne sanıyoruz bir klip çekimi var çok ama çok komik görünüyorlar ben keşfedilmek üzere biraz yönetmenin etrafında salınıyorum ama nafile… en iyisi gidip dua etmek deyip merdivenleri yavaş yavaş tırmanıyoruz… şehirde görülecek çok fazla bişey yok… bol bol alışveriş gece hayatı kalabalık trafik yüksek binalar bence görülmesede olabilecek bir kısmı tayland’ın e a tabi ne aradığınıza bağlı olarak değişir. O akşam ben biraz kendimi alışveriş merkezinde kaybediyorum… fiyatlar tabi oldukça cazip durdurmayı başarsamda kendimi bir kaç şeye karşı zaafım var biliyorsunuz onlara yeniliyorum… ama türkiye de bunları bulmak zor bahanesi ile J… bu arada ertesi gün bizi bangkok’a götürecek taksimizinde pazarlığını yapalım diyoruz…akşamın en eğlenceli anı bu oluyor sanırım… rezervasyon ,çin yanına gittiğimiz tur satıcısı hanım orhanvelinin kollarına hayran hayran dokunup çok güzel falan diyor once anlamıyor irite oluyoruz ama sonradan kadın “benim kocamda hiç tüy yok sende ne çok var” deyince başlıyoruz gülmeye… sonrada bana dönüp "çok şanslısın" diyor :)))) hala çok ama çok gülüyorum düşündükçe kadının yüzündeki hayranlık dolu ifadeye… pattayanın çılgın gece hayatına karışmamayı tercih edip otelimize dönüp Bangkok için artık kapanmamakta ısarar eden valizlerimizi hazırlıyor ve uyuyoruz…

Yine çok oldu sanıyorum beşinci ve son bir bölüm daha yazmalıyım :) ne çok gezmişiz…. Tüm bunları yazmak çok ama çok keyif verdi yeniden tatile gitmiş gibi oldum :)

Son bölümde görüşmek üzere…

Sevgiler

No comments:

Dilek'in hikayesi: Asıl macera şimdi başlıyor !!!

Evet onca seyahat macerası bir yana asıl hayatımın en büyük macerasına hazırlanıyorum aylardır... evet Anne oluyorum!!!!! işte ömür boyu sür...