Hepinize merhaba….
Offff biliyorum şu gezi notlarını yazarken bi tembellik çöktümü bir daha o notlar yazılmıyor… ispanya macerasının notları hala minik kağıtlara bilet arkalarına yazılmış olarak duruyor…. :)) Ama Tayland maceramı sizinle mutlaka paylaşacağım hele ki etrafımda bu kadar çok ayland’a giden, gitmek isteyen giden kişi sayısı artmışken… ama araya öyle çok şey girdi ki… işler çok yoğun bu yoğunluğun ortasında kazandığım cesaretimi kaybederim korkusu ile hiç ertelemeden küçük bir sağlık molası verdim ve ameliyat sonrası hiç gereği olmamaısa rağmen koca bir hafta herkese şımardım… aman biliyorsunuz nazlanmak şımarıklık yapmak benim hamurumda var… :)) doğum günümü de binbir şımarıklık ve nazla kutladım sayenizde :)) bir kez daha çok teşekürler … ay yaşlanmayı seviyorum galiba bu yüzden…. Yılın en sevdiğim zamanıydı :)
Hımmm nerde kalmıştık??? hah hatırladım… geldik Muhteşem ada cennet parçası Phuket’teki son günümüze… :( nasıl bırakıcaz biz bu adayı???
Bu gün kiraladığımız Jeepimizle tüm adayı boydan boya gezeceğiz… sabah sekiz gibi arabayı teslim etmeye geliyorlar bizde kahvaltı yapıp hazırlanıyoruz… Orhanveli heyecanlı oldukça… aslında bende hafif gerginim çünkü navigasyon cihazımız yok acentadan harita almayıda unuttuğumuzdan elimizdeki küçük ve basit harita ile yol bulmak zorundayız… maceralı olacak gibi… jeep’e yerleşiyoruz arazi vitesli güzel ama eski bir jeep. Ve Tayland’ta trafiğin ters yönden akmasının yanısıra hem oldukça çok sayıda bizim edebi tanımlamamızla “sivrisinekler gibi” motorsikletler var trafikte… deli gibi kullanıyorlar ve de insanın başı dönüyor hangisine dikkat etsem derken… yola çıkmadan viteslerin yerini biraz çalışıyor Orhanveli… öncelikli işimiz benzin işini çözmek… aracı teslim eden 91 oktan benzin kullanacaksınız diyor şaşırıyoruz… burda benzincide pek yok zaten bu arada yol kenarında şişelerin içinde gördüğümüz pembe şeyler ananas suyu değil meğerse benzinmiş :)))) benzincilerin çoğnda u öyle ilkel bir mekanizma ile çalışıyor ki pompa hani eczanelerde limon kolanyası doldurdukları gibi… (bkz. Videolar ) burda yol kenarında böyle benzin satışını başlangıçta garipsemiştik ama bunca çok motorsikletin olduğu yerde normal aslında… insanlar duruyor benzinlerini şişe ile alıyor kolayca dolduruyor ve yollarına devam ediyorlar… 300 baht litresi aşağı yukarı 1,5 TL… benzinimizi alıyor ve yola koyuluyoruz Khao Phra Theao Ulusal parkı ilk hedef orda Ton Sai şelalesi varmış onu göreceğiz… Norveçteki adım başı muhteşem şelalelerden sonra öyle kolay olmuyor tabi ki bulmak ama her durup yol sorduğumuz taylandı hemen el kol işaretleri ile yolu tariff ediyor ve en sonunda kauçuk ve muz ağaçlarının arasından parka geliyoruz. Yağmur ormanlarının bir örneği burası devasa bir birinin içine geçmiş ağaçlar… çok nemli ve ılık azıcıkta karanlık mı ne??? şu ürkütücü hayvan sesi ne ola ki?? Biraz gerildim sanırım… sivrisineğe benzeyen yaratıklar bacaklaımı ısırıyor eeee minicik şortla yağmur ormanına gelirsem müstehak bana… hımmm gelmeden once sıtma ile ilgili okuduğum yazılar aklıma geliyor bi an ama… boşveriyorum biz türklere bişey olmaz biliyorsunuz :) şelaleye doğru küçük patikadan ilerliyoruz eee madem burası bu kadar turistik nerde bu turistler??? çok ıssız… ben hafif bir endişe duymaya başlıyorum patika daraldıkça ve orman loşlaştıkça… karşıdan gelen bir kaç kişiyi ve duyduğumuz o ürkütücü seslerin parkta bulunan maymun rehabilitasyon merkezinden geldiğini anlayınca biraz rahatlıyorum aslında… bi de şu böcekler bacaklarımı ısırmasa :(…. Şelale güzel ama dediğim gibi Norveçten sonra çokda etkileyici değil :) en iyisi biz tapınakları gezmeye başlayalım… ha ama öyle çokda kolay olmuyor yine gideceğimiz tapınağı bulmak ama Orhanveli alıştı artık haritadan parmağı ile göstererek yol sormaya… insanlar çok sıcak hep gülümsüyorlar biz de alıştık onlar gibi selamlaşmaya ve teşekkür etmeye… Artık “Wai”lerimiz daha spontone daha başarılı o çekingenliğimiz kalmadı :) Pratong tapınağını buluyoruz burası adanın en Büyük tapınaklarından biri etkileyici bi yer yine… Büyük bir kompleks olarak düşünün tapınak dediğim zaman ibadet ettikleri binalar ölülerini yaktıkları crematorium keşişlerin evleri, mutfak genel kullanım alanları bahçeler derken oldukça geniş bir Alana yayılmış kompleks tapınaklar şeklinde… Budizmde keşişlerle özellikle kadınların ama herkesin genelde göz göze gelmemesi gerektiğini okuduğumdan mıdır nedir adamların gözlerine gözlerine bakasım geliyor… turuncu keşiş kıyafetleri içinde evlerinin minik bahçelerinde çiçeklerle uğraşıyor ya da minik balkonlarında kitap okuyorlar… sessiz huzurlu bir ortam… etkileniyorum birazcık… daha sonra bir tapınak daha gezeceğiz…
Haritamızdan yol üzerinde başka neler var diye bakarken Phuket marinayıda gelmişken görelim diyoruz… ve şimdiye kadar gördüğümüz en güzel en temiz en yeşil en lüks marinayı görmüş oluyoruz… İspanyada binbir heyecanla gittiğimiz dünyanın en lüks marinası denilen Marbella’dan kat kat daha güzel…inanılmaz gelgit nedeniyle marina dizaynlarıda bizimkinden farklı sanıyorum hareketli punton kullanıyorlar birde havuz gibi kapakları var girişte… gelgitten etkilenmemek için :) güzel bakımlı bir yer… seviyoruz Orhanveli ile… bir gün kendi teknemizle bu marinayı kullanmak dileği ile ayrılıyoruz ordan…
Hedefte yüzen çingene mahallesi var :) e kitaptan çalıştığım kısımda burayı görmelisiniz diyor. Ama tabi her zamanki gibi bulmak hiçte kolay olmuyor….epey bir kaybolduktan çıkmaz yollara girdikten sonra tariflerle buluyoruz… buraya gitmek için anakaradan bir köprü ile bu adaya bağlı minik bir ada olan Si-re adasına köprüden geçiyoruz. Anlamı çekirge demekti sanıyorum J köprü geçişimizi yapmadan yolda meyve satan teyzenin önünce duruyor ona bir ananas soyduruyoruz ortadan soyup ikiye bölüyor ananası bir parça Orhan Veli bir parça ben ısıra ısıra yiyoruz… sanıyorum ömür boyu yetecek anans yedik burda… Ben dayanamayıp elmaya benzettiğim yeşil meyvelerden de alıyorum… meraklıyım deneyelim istiyorum… çok ilginç çıkıyor bu meyve armut tadında ama içinde de şeftali çekirdeği var…. :) keşke burda da olsa… gittiğimiz “Sea Gipsy Village” bildiğiniz çingene mahallesi ama çok güzel bir koyda yer almakta… Orhanveli ile direklerin üzerinde yükselen evlerin olduğu – neden artık biliyoruz çünkü gel git inanılmazzz- çok ama çok fakir ve pis görülen bu mahalleye araba girmeye cesaret edemiyoruz… korkak biz… arabayı park edip deniz kıyısında biraz vakit geçiriyoruz ben her zamanki gibi deniz kabuklarımı toplamaya başlıyorum :)
Sonraki durağımız Wat Phro Thong tapınağına gidiyoruz burası adadaki diğer büyük bir tapınak etkileyici… epey uzun sürüyor burdaki gezimizde… burda bahçede değişik bi topla oyun oynayanları seyrediyoruz bi sure… sonra kısa bir hindistancevizi suyu molası veriyoruz… su ihtiyacınızı en kolay böyle gideriyorsunuz olgunlaşmamış hindistancevizini tepesinden kesip içine bir pipet koyuyorlar içiyorsunuz… az şekerli ılık bir su gibi… ben sevmiyorum…. Sonra Phuket’in en güney ucuna promthep Cape burnuna güneşin batışını seyretmek üzere gidiyoruz ve hayatımda yediğim en lezzetli haşlanmış mısırı orda yiyorum... GM mısır olduğundan mıdır acaba :)) hava bulutlu olduğu için güneşin batışını göremiyoruz ama yine de tepedem seyrettiğimiz muhteşem deniz manzarası ve kızıl bir gökyüzü bizi büyülemeye yetiyor… artık tüm adanın çevresinde yaptığımız daireyi tamamlamak üzere geri dönüyoruz kaldığımız bölge olan patong Beach kısmına. Yorucu ama çok güzel bir gün bitiyor…ve kesinlikle çok ama çok yorgunuz… hemen uyuyoruz çünkü ertesi gün ayrılıp Pattaya’ya geçeceğiz….
Dördüncü ve son bölümüde bu hafta içinde size göndermeyi başaracağımı vadederek hepinizi sıkı sıkı kucaklıyor ve öpüyorum… geriye maceramızın çok az ve daha az heyecanlı kısmı kaldı :))))
Sevgiler
Dilek
Subscribe to:
Post Comments (Atom)
Dilek'in hikayesi: Asıl macera şimdi başlıyor !!!
Evet onca seyahat macerası bir yana asıl hayatımın en büyük macerasına hazırlanıyorum aylardır... evet Anne oluyorum!!!!! işte ömür boyu sür...
-
Geldik son bölüme… :( Saraybosna dönüşü çok yorgun olmamıza rağmen ertesi günkü Korçula adası programına hemen dahil olduk ve sabahın körün...
-
Merhabalar yeniden kış geldi yaşasın değil mi? artık büyülü bir yoldan geliyorum işe :)sislerin arasından…. Size aslında pek çok haberim va...
-
Merhabalar, Özlediniz beni biliyorum ama öyle yoğun bir hafta geçirdim ki aslında şu rodos seyahatimizi sizinle paylaşmak için dayanılmaz bi...
No comments:
Post a Comment